
CHP Muğla Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Süreyya Öneş Derici, Muğla’nın Milas ilçesi Dibekdere Mahallesi Sarıçay Havzası’nda planlanan kum-çakıl ocağı projesine ilişkin tartışmalı süreci Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Öneş Derici, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesiyle hem hukuki hem bilimsel sakıncalara dikkat çekti.
Yargı Kararına Rağmen Aynı Karar Tekrar Gündemde
Öneş Derici, Danıştay tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının ardından, aynı faaliyet için yeniden ÇED süreci başlatılmasının ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı.
Önerge içeriğinde, bilirkişi incelemelerinde proje tanıtım dosyasındaki rezerv hesaplarının hatalı olduğu, hidrojeolojik verilerin eksik bulunduğu ve faaliyetlerin Sarıçay’ın su seviyesini düşürme ile yeraltı sularını kirletme riski taşıdığı tespitlerinin yer aldığına dikkat çekildi. Öneş Derici, yargı kararına rağmen kısa süre içinde yeniden aynı yönde karar verilmesinin, idarenin yargı kararlarını fiilen yok saydığı yönünde ciddi endişelere yol açtığını ifade etti.
ÇED Süreci Hangi Gerekçeyle Başlatıldı?
Öneş Derici, önergesinde Bakanlığa yönelttiği sorularla sürecin tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını talep etti. Bu kapsamda, Danıştay tarafından iptal edilen kararın ardından aynı faaliyet için yeniden ÇED sürecinin hangi gerekçeyle başlatıldığı, söz konusu alanın tarım ve sulama niteliği dikkate alındığında Devlet Su İşleri, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile ilgili belediyeden gerekli uygun görüşlerin alınıp alınmadığı, Sarıçay’a yakınlığı nedeniyle yeraltı su seviyesinde düşüş ve su kalitesinde bozulma riskine karşı herhangi bir etki analizinin yapılıp yapılmadığı ve imar planında tarım alanı olarak görünen bir bölgede madencilik faaliyetlerine izin verilmesinin plan hükümleriyle nasıl uyumlu hale getirildiği sorularının yanıtlanmasını istedi.
Ayrıca aynı havzada bulunan mevcut ve geçmiş kum ocaklarının kümülatif etkilerinin değerlendirilip değerlendirilmediği ile faaliyetlerin zeytinlikler ve artezyen su kuyuları üzerindeki etkilerini izlemeye yönelik düzenli bir denetim programı oluşturulup oluşturulmadığının da açıklanmasını talep etti.





